self portrait
regent’s

regent’s

aezeum:

1969.

aezeum:

1969.

siz saatleri



Siz, saatleri yaşadınız. Zamantaşlarını. Niceldir saatler. Adsızsırlar. Renklerini, kokularını kişiselliklerden alırlar. 
Aylar birbirinin içinden yürüyebilir. Ağustosta bile Marta gönderme vardır. Yine de gönderme mevsim mantığıyla sınırlıdır. 
Günlerse bambaşka. Bir günün öbürünün önüne geçmesine izin yok. Günün gizi hem kişiselliğimizde, hem de onun kendi kişiselliğinde. 
Siz, saatleri yaşadınız. Henüz sözcük haline dönüşmemiş, ya da bir sözcük karşılığı oluşmamış durumlar yarattınız. Tanığınızım. 
Aylar ayları açıklıyor. 
Saatler saatleri kum saatiyle açıklayabiliyor. 
Açıklanmayan tek şey aşk: En büyük sayrılık ve en büyük sağlık. 
Günü tam gelmemiş olarak bir yanını gizleyen duygu. 
Denetçi anlamaz, tarihçi atlar, terzi bir araya getiremez, sanatçı elden kaçırır. 
Kent yıkılıyor. Sokaklar uçtan uca kazılmış. Sesimiz radyasyon içinde. Mühendisler geldiler; kedi resmini bile cetvelle çizerler. Gözlem evinde art arda mevsimler sökülür. 
Mahşerin ortalık yerinde size rastladık. Elinizi şuramıza koydunuz. 
Sürgündük. Göçebeliğin elverişli yanlarını da yitirmiş gibiydik. Yanınızda göçmen olduk. Bir yerleşmişlik duygusu ki, hırkamız yazlık sinemada iliklenir. 
Güneş her sabah verilmiş bir söz gibi doğuyordu. 
Gerçek neydi biliyor musunuz: Her şey. 
Yüz yıl sonra bu gün yaşayan hiçbir anne, hiçbir sevgili, hiçbir bebek, hiçbir bıldırcın, hiçbir balina, hiçbir örümcek, hiçbir aslan, hiçbir ceylan, hiçbir yılan var olmayacak. Ayrı bir kardeşlik kanıtı değil mi bu? Hayat kanıtı. Birbirimizin her yönden çağdaşıyız. 
Siz tebeşirle kara tahtaya ne güzel yazan. 
Kuzular için özel bir bölüm açmayı da hiç unutmayan. 
Saatlerle yaşadınız. Düşlerinizde doğulu bir ressamın elinden çıkmış ağırlıksız yapraklar. 
Kızböceği de göründü. Gece de uçmaya başlamış. 
Bakır kaptan günlük kokusu yayılır. 
Geceyle birlikte. 
Gece de. 
Sen Serpin, sen Nuri, orda burda nasıl dolaştırdınız. Benziyordunuz. Aynı kişi miydiniz? 
İki din var: siyah ve beyaz. Gerisi? .. 

Cemal Sureya

We emphasize that we believe in change because we were born of it, we have lived by it, we prospered and grew great by it. So the status quo has never been our god, and we ask no one else to bow down before it.
Carl T. Rowan
magnolia

Magnolia diye bir film izledim bugun daha dogrusu birkac bolumunu izleme imkanim oldu. Filmde soyle bir soz var tam olarak hatirlamiyorum ama sunun gibi bir seydi sanirim, “sometimes people need some help and they need to be forgiven”, bunun ustune dusundugum zaman gercekten buna da ictenlikle inandigimdan bana cok daha fazla anlamli geldi. filmlerin beni etkilemesini seviyorum ve bazen butun dusuncelerimi bastan asagi degistirmesini de..

kapowbamfwoosh:

The return of the Joker to Gotham was done by artist Neal Adams in Batman 251. The story is called Five Way Revenge.

kapowbamfwoosh:

The return of the Joker to Gotham was done by artist Neal Adams in Batman 251. The story is called Five Way Revenge.

aslio:

bak gidiyorum ben. günler torbaya girdi,hemencecik geçiverdi,gördün mü? ben yine haklı çıktım.

sen bana son kez olsun ‘güle güle.kendine iyi bak,dikkat et oralarda’ bile demedin.

ben kendime iyi bakarım,kendime dikkat ederim.toparlanır da dönerim.bilirsin huyum böyle.sen şimdi beni aramadın…

I may go back to hating you. It was more fun.
 -North by Northwest (1959)
150

Gunlerdir evden cikmiyorum ve galiba sikintidan olucem. Beni degistiricek bir yere gitmek istiyorum yeni ve degisik seyler gorme istiyorum. Bu “seyler” i bircok “sey” kapsiyor aslinda. Insanlar, mekanlar, yiyecekler, ickiler, tavirlar, konusmalar, gokyuzu.. benim ihtiyacim olan sey tam olarak da bu aslina bakarsak. Ben erafimdaki her turlu olaydan da insandan da sikildim bana gercekten yeniden bir yasama istegi vericek bir destege ihtiyacim oldugunu hep gormezden geldim aylarca, ama simdi anliyorum ve sonunda kendime donme ihtiyaci hissediyorum. Gecen sene artik hicbir zaman kendimi onceki zamanlardaki gibi uzmeyecegime soz vermistim cunku cok guzeld her sey, benim yanimda olan tonlarca insan vardi, hala da oyle ama eksiklerle birlikte suruyor bu. Of o kadar istiyorum ki gitmeeeek.

Bir de bunun ustune evde durdukca beni sarip sarmalayan yemek yeme istegi var ki hic hos diil tabi gelecegimi su sekilde tanimliyor - 150 kilo ve sonsuza kadar yalniz- evet hos diil tabi bu durum, en azindan bir an once disari cikmam lazim. 4 gundur tek yaptigim sey odamdan mutfaga giderek yuruyus yapmak ve buzdolabini acarak kol kasi yapmak evet kendine gel artik.